YİTİRDİKLERİMİZ

adem-ant
  • ŞEHİT ADEM ANT / 1992
  • BABA ADI: REŞİT

Ben Adem Ant’ım

Evin ilk çocuğu, baharın ilk çiçeğiydim…

Sanayi ve tarım yapılamayan dağlık ve kurak bir coğrafyada 12 (yazıyla, on iki) nüfusa bakmak zordur beyim!

Babam her iki gözünden ameliyatlıdır bir iş gelmez elinden. Yazın güneşi, tozu; kışın karı, çamuru, ayazı demez kaçağa ben giderdim…

Kaçakçılık deyip geçmeyin! Bu karda kışta, karanlıkta, eksi bilmem kaç derece soğuk havada, yağmurun karın altında bir sefer yapana kadar canı çıkıyor insanların!

Eve vardığımızda ellerimiz buz kesmiş oluyor, su dolu ayakkabılarımızı çoğu zaman annelerimiz çıkarır, bizi banyoya götürür de ılık suyla hayata döndürür…

Garibe ile nişanlıydık. Ne yana baksan kayalık olan bu coğrafyada cennetâsa bir yuva yeşertecektik. Zenginlikte gözümüz yoktu. İki göz odalı bir evimiz, iki de çocuğumuz olsun, karın tokluğuna yaşayalım yeterdi…

Evi Şırnak’ta tutmuş, üç-beş parça eşya da almıştık. Bu yaz evlenecektik; sonra ben askere gidecektim. Garibe’m biraz ailemin yanında, biraz ailesinin yanında asker yolu gözleyecekti.

Kaçağa çıktığımız bir gün ateş açılmış, yaralanmıştım. O günden sonra Garibe ile tartışmıştık. Bana “Devletin işi belli olmaz, seni öldürürlerse ben ne yaparım!” demiş, “Bir daha gidersen yüzüğü atarım!” diye tehdit etmişti. Söz vermiştim Garibe’ye, bir daha kaçağa gitmeyecektim…

Yaşı küçük bir akrabam gidecekti kaçağa, onu yalnız bırakmamak için gitmek zorundaydım, gittim… Belki bu son kaçaktan kazanacağım parayla Garibe’me bir çift küpe alacaktım… Ama bu sondu, kim ne derse desin son olacaktı! Sonumuz oldu!

Bombalar kıyamet gibi yağdı üzerimize! Ben yaralıydım. Sırtımı bir kayaya yaslamış birilerinin yardıma gelmesini bekliyordum… Garibem geldi, üzerinde beyaz bir gelinlikle karşımda durmuş bana gülümsüyordu. Dudağımda asılı kalan tebessümün hikâyesi böyle işte…

Garibe’ye verdiğim sözü tutamadım…

Yalnız kalmasın, korkmasın diye beraber gittiğimiz akrabama sahip çıkamadım…

Katırı da emanet almıştım…

Üç kere mahcup oldum…

Belki kızacaksınız ama bir çift sözüm var;Eğer beni öldüren bombalar adalet’i de öldürmediyse,

Adalet talep ediyorum…

Herkesin hakkı değil mi adalet?

Yoksa

O kocaman, pahalı bombalarını beni öldürmekte harcadığı için devlettenözür dilemeli,

Hedefi şaşırmayıp beni öldürdüğü için Genelkurma’ya teşekkür mü etmeliyim!?