YİTİRDİKLERİMİZ

salih-encu
  • ŞEHİT SALİH ENCÜ / 1993
  • BABA ADI: ABDULAZİZ

Ben Salih Encü’yüm

Roboskî’de açıldı gözlerim yalan dünyaya.. Yedi nüfuslu bir aile idik..

Kaçağa gitmediğim zamanlar, yerim anamın dizinin dibiydi, gözbebeği idim ben onun. Fakat kader, ne yaparsın… İki ağabeyim okusun diye okulu bırakacak kadar yoksuldum..

Okulu bıraktım diye hayallerimi de bırakmadım elbette. Babam on dört yıl önce sakat kalmıştı mayına basarak… Ağabeylerim okusundu, babam yürüsündü, neyime yetmezdi bu kadarı!? Anlayacağınız onların umudu ben isem, benim de umudum onlardı…

Babamdan söz etmişken; arkadaşlarımın söylemeyi unuttuğu bir şeyi diyeyim size; Roboskî’de insanlar bombalardan ölmüyorlar sadece. Tek derdimiz yoksulluk da değil. Bir de mayınlar var öldüren, yaralayan, sakat bırakan…

Daha 18 yaşındaydım ben, ölmeden evvel..

O gece var ya… Kusura bakmayın, adını siz anın, ben demeyeyim.”Gece” dersem anlayın bundan sonra…

İşte o geceden bir gün önce, gözlerinin bebeği olduğum bırakmamıştı beni kaçağa. Küçükmüşüm, üşürmüşüm, askerler yaralarmış… Hele bir de öleceğimi bilecek olsa, gayrısını siz hesab edin…

Ah anam! Daha nasıl anlatayım sana, sınırın yollarından başka yol bırakılmadığını bizlere? Ömrümün sonuna kadar dizinin dibinde mesut olurdum, dünyanın onca gamı olmasa…

Bir sonraki gece, yani “o gece!”, kararım karar! 37 arkadaşımın peşine düştüm. 38 bombaya doğru yol aldık birlikte. Arkadaşlarımın sözünü ettiği o aydınlığa birlikte yakalandık… Otuz sekiz biz, otuz sekiz katırımız, yetmiş altı can…

Çocuk aklı işte! Orhan ve Erkan katırların altına saklanmışlardı korkudan. Hayatınızda hiç bomba görmediniz mi, katırların altı sizi korur mu diyecektim! Ama hiçbirimize daha önce bomba çarpmamıştı ki! Ben dahil hiç birimize… Nereden bilecektik katırların bizleri bombadan koruyamayacağını…

Anamın gözbebeği yanarak öldü… Babamı aradı gözlerim.. Herkesin babası buradaydı, bir benim babam yoktu… Bir gün de okuldaki veli toplantısında olmuştu böyle… O gün de unutmuştum tıpkı bugün gibi… Benim babam tek ayaklıydı, onca yolu gelemezdi.

Belki kızacaksınız ama bir çift sözüm var;

Eğer beni öldüren bombalar adalet’i de öldürmediyse,

Adalet talep ediyorum…

Herkesin hakkı değil mi adalet?

Yoksa

O kocaman, pahalı bombalarını beni öldürmekte harcadığı için devletten özür dilemeli,

Hedefi şaşırmayıp beni öldürdüğü için Genelkurmay’a teşekkür mü etmeliyim?