YİTİRDİKLERİMİZ

salih-urek
  • ŞEHİT SALİH ÜREK / 1995
  • BABA ADI: OSMAN

Ben Salih Ürek’im.

Daha 16 yaşındayım.

Gecenin karanlığında ve soğuk karın koynunda beş saat ölümle pençeleşen 34’lerdenim.

İlk düşen bombayı hatırladım. Etrafa saçılan ceset parçalarını, katırların sesine karışan insan seslerini, çakal ve kurtların ulumalarını kanı, acıyı, çaresizliği hatırladım.

Sonra sesler kesildi. Bir bir melekler iniyordu gökten ve etrafımda son nefeslerini verenler…

Kulaklarımdan ve ağzımdan akan kanın ılıklığı dışında her şey çok soğuktu. Çok sonra köylülerin seslerini işittik. Ve yeniden çığlıklar, acılar, çaresizlikler.

Benim daha ölmediğimi anlayıp hemen bir katıra yüklediler. Sonradan ambulansların askerler tarafından durdurulduğu anlaşılmış.

Olsun, beraber gittiğimiz, beraber ekmeğimizi kazandığımız ve beraber öldüğümüz katırlarımız bizi bu sefer de yalnız bırakmadılar.

Yine bir katırın sırtında taşımışlar beni.

Ve yine bir katırın sırtında, yolda can vermişim.

Lise bu sene bitecekti. Kim bilir güzel bir bölüme gider güzel bir hayat kurabilirdim.

Sorgusuz sualsiz bir gece ansızın üzerime yağdırdıkları devletin teknoloji harikası o kocaman bombaları küçük hayallerimi bir bir ezdi.

Varlığım onların varlığına armağan oldu.

Katır sırtında verdiğim bu canın hesabının sorulmasını istiyorum.

Belki kızacaksınız ama bir çift sözüm var;

Eğer beni öldüren bombalar “adalet”i de öldürmediyse,

Adalet talep ediyorum…..

Herkesin hakkı değil mi adalet?

Yoksa

O kocaman, pahalı bombalarınızı beni öldürmekte harcadığınız için

Devletten özür dilemeli,

Hedefi şaşırmayıp beni öldürdüğü için; Genelkurmay’a teşekkür mü etmeliyim?!